Asalet

Black or White Cemiyet, Yaşam ve Kültür Dergisi/2015

Eğer sorsanız: “Sessizlik nedir? Cevap veririz: O Büyük Ruh’ un sesidir.” Yine sorsanız: “Sessizliğin meyveleri nelerdir? Cevap veririz: Kendi kendini kontrol, gerçek cesaret demek olan metanet, sabır, vakar (ağırbaşlılık), ve saygı.’’ Yani Asaletli Olma. Kızılderili Sözü

Asalet; duruluk  ve doğruluk içinde kaygılı ve panik içinde olmadan, dingin bir davranış şeklidir, faziletli olmaktan gelir anlamı. Faziletli  olmak yani alçakgönüllü, iyilikçi, yiğit, dürüst, bilge olma erdemlerine sahip olmaktır. Asalet sahibi kişi verirken de, hassasiyet içindedir, alırken de… Alış ve Veriş konularında ne olduğu değil, nasıl sunulduğu veya sunduğu yani şekli önemlidir.

İntikam değil, Merhamet Asil’dir. Bağışlamak bir göstergedir , asil bir durumdur, Özür dilemekse daha büyük bir asalet içinde olmaktır. İyi ahlak, bilgi ve zarafet’in birliğidir. Bir dışavurum karakteridir aynı zamanda. Çekicidir, hayranlık yaratır.  Doğuştan böyle bir asil duyguya sahip olunuyor. Yüksek eğitim duyguyu güçlendiriyor. Asil ruhlu insan, başkalarının başına gelenlere üzülür. Aşkın asalet içinde yaşanılması güzel ve anlamlı, birebir ilişkilerin arkadaşlıkların, iş ilişkilerinin, aile ilişkilerinin tüm davranışların asalet taşıyarak yürütülmesi kadına ve erkeğe yakışıyor.

Hayat tecrübesine sahip, olgunlaşan insanlar, başkalarıyla araya mesafe koyması gerekse bile  bunu hiddeti ve şiddeti ile değil, asil ruhu ile yapar.

Asalet taklit edilemez bir olgudur. Sarfedilen sözlerde, yazılan yazılarda, konuşma biçiminde, duruşta, yaşam tarzında, günün, gecenin, ömrün her anında, asil ruhla yaşamak zor değildir. Eğer sorsanız: ‘Sessizlik nedir?’ Cevap veririz: O Büyük Ruh’ un sesidir. Yine sorsanız: ‘Sessizliğin meyveleri nelerdir?’ Cevap veririz: ‘Kendi kendini kontrol, gerçek cesaret demek olan metanet, sabır, vakar ve saygı.’ Susmak, Ruh, Cesaret, Sabır, Sır, SoylulukKapitalist dünyada para ile satın alınacak bişey değildir. En güzel yalıda oturmak, en iyi arabaya binmek, en kaliteli şekilde giyinmek, en iyi yerlerde yemek, dedelerden gelen soyun saraylara, padişahlara dayanması, iyi köklerin olması değildir.

Gücün ve Asaletin rengi ise mor.

James Allen ise şöyle demiş;

Asil ulvi bir karakter, tesadüf veya teveccüh eseri değildir. Sürekli çalışmasının, dürüst düşünmenin ve bu gayeye varmak için yapılan bir fikir mücadelesinin neticesidir. »

Şöyle demiştir Konfüçyüs;

”Asil bir insan dokuz şeye en büyük dikkat ve itinayı göstermelidir:

Gözlerine dikkat etmelidir; açıkça görmesi için.

Kulaklarına dikkat etmelidir; vuzuhla işitmesi için.

Yüzüne dikkat etmelidir; hürmet telkin etmesi için.

Sözlerine dikkat etmelidir; doğru olması için.

Kafasındaki tereddüt ve şüpheye dikkat etmelidir; başkalarına sormak ve öğrenmek için.

Hiddetine dikkat etmelidir; doğacak güçlükleri önlemek için.

Faydalı olanı ararken dikkat etmelidir; adaleti uygun olarak düşünmek için.”

Konfüçyüs, kendisinin, eski bilgelerin hikmetli sözlerini tekrarlamak suretiyle, barış ve iyi idareye katkıda bulunma misyonuna sahip olduğuna inanmıştır. Fakat onun, yönetimle ilgili düşünceleri, yönetici prensleri fazla cezbetmemiştir. Böylece o, kendisini araştırma ve eğitime vermiştir. Konfüçyüsçülük, dinî ve ahlâkî, sosyal, politik ve ekonomik- inanç ve uygulamalar bütünü ile ‘’Bir ahlâk sistemi” olarak tanımlanmıştır.

Konfüçyüs, hayatını şöyle özetlemiştir: “15 yaşında kendimi öğrenmeye verdim. 30 yaşında irademe sahip olabildim. 40 yaşında şüphelerden uzaklaştım. 50 yaşında “Gök’ün emrini” öğrendim. 60 yaşında seziş yoluyla her şeyi kavradım. 70 yaşında doğru olan şeylere zarar vermeden kalbimin isteklerini yerine getirebildim”.

İmparatorlara verilen şeref ve paye verilmiş, Dük adı verilmiş. Kendisine, “Saygı değer iyi yetişmiş Bilge” ünvanıyla hitap edilmiştir. Her eğitim yerinde onun adına bir mabed yapılması emredilmiş ve “En Büyük Muallim”, Gerçek Bilge” ünvanı verilmiş. ‘’Prens’’ denilmiştir. İmparator  ona “İyi Yetişmiş Bilge Kral” ünvanını vermiştir. “İmparator” ünvanına yükseltilmiştir. “Kusursuz Büyük İnsan ve En Büyük Bilge” ünvanına layık görülmüştür.

Konfüçyüs’ün gayesi ideal insanlardan meydana gelen ideal bir toplum oluşturmaktı. Ona göre ideal insan; akıllı, cesur, kibar, müzik ve törenlere bağlı, hırslı olmayan, mütevazı bir kimsedir. Kültürlü yetişen bir asilzade demektir.

Düzen, davranış kuralları ve adetlere uyma eğilimi olan insanlar şeref ve haysiyet duygusuna sahip olurlar. İyi bir yönetime ve erdemli insanlar topluluğuna, hürmet ederek ve uyarak erişilir. Konfüçyüs buradan ahlaken üstün, yüce ve asil ruhlu bir insan (chun-tzu) idealine erişir. Chun-tzu, asalet, ırk ve siyasi iktidara tekabül eden toplumsal statü ile değil, insani vasıfla, karakterle ilişkilidir. Farkına varmak bizleri, tümüyle insanlığa yöneltir, ruh asaletine ve uyuma kapıyı aralar.

O bireyler için olduğu gibi toplum için de doğruluk, örnek tavır ve davranışlar ile geleneklere bağlılığı öğütler: “Eskiler, erdemin ışığıyla ortalığın aydınlanması için önce devlet işlerini yoluna koyarlardı. Bunun için önce ev işlerini yoluna koyarlardı, ev işlerini yoluna koymak için önce kendi kendilerine çekidüzen verirlerdi ve kendilerine çekidüzen verebilmek için önce kendi içlerindeki düzeni yoluna koyarlardı, kendi içlerindeki düzeni yoluna koymak için önce düşüncelerini yoluna koyarlardı, bunun için ise önce bilgi eksikliklerini giderirlerdi”

Konfüçyüs toplumdaki bütün insanların refah ve eğitimiyle ilgilenir. Devlet ve toplumun güçlendirilmesi ve korunması için en önemli araç eğitimdir, herkesin eğitimi esastır. Bu ise ona göre ancak bilge bir yönetimle mümkündür. “Kim eskiyi korur ve aynı zamanda yeni bilgi ve tecrübeleri kazanmayı arzularsa, o insanlara öğretici ve örnek olabilir”.

Konfüçyüs’e sordular: “Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?” Büyük filozof, şöyle cevap verdi: “Hiç kuşkusuz, dili gözden geçirmekle işe başlardım. Şöyle ki: Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz. Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk, ne yapacağını, işin nereye varacağını bilmez. İşte bunun içindir ki dil, çok önemlidir!”


Asalet yasası. Ve bu yükseltir. Yerçekimi yasası her şeyi aşağı çekerken, Asalet yasası yukarı doğru kaldırır. Tıpkı Yoga’da olduğu gibi. Belirli bir yok olma halinde, belirli bir sarhoşluk olma halinde, kutsal ile sarhoş olunca, belirli bir tam teslimiyet halinde, egosuzluk içinde bu yasa işlemeye başlar. İnsan hafifler. Ağırlıksız olur.

“Ruhta, Aşkta, Sözde, Dilde, Davranışta, Düzende Asalet hep olmalı. 
Yerçekimine,  insanlara, hatalara kanmayınız, ruhunuzu, gerçek, yüksek ve asil tutmaya özen gösteriniz. Hem kendiniz, hem insanlarınız için.”

Ayşen Arıduru  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir